- Kitap özeti, roman özeti | Çokbilgi.Com - https://kitap.cokbilgi.com -

bir çöküşün öyküsü, stefan zweig özetiStefan Zweig kitapları öyle güzel olay örgüsüyle insanı okumaya istekli hale getiriyor ki kitabı elinize aldığınız andan itibaren merakla diğer sayfayı çevirerek kitabın bir solukta bittiğini fark ediyorsunuz.

Madame de Prie, sevgilisi Bourbon Dükü’ne devlet işlerini yönetme görevine kralın el çektirdiği gün sabah gezintisinden saraya döndüğü zaman kapıdaki görevlilerin bıyık altından kendisine gülmeleri onu epey rahatsız eder. Madame de Prie anlar ki bir şeyler yolunda gitmemektedir. Yukarı çıktığı zaman bir subay ona olumsuz haberi verir.

Kendisi için Normandiya’ya sürgün kararı vardır. Prie bu karara çok üzülür. Çünkü Paris’te soylu, sözü dinlenen, hep emir veren, çevresinde bir sürü insanın pervane olduğu gözde biridir. Ayrıca her akşam partiler, eğlenceler, alışverişler, en güzel kıyafetler yani her şeyin en güzeli onun içindir. Böylesine hareketli bir yaşamdan sade bir yaşama dönmek onu korkutur.

Normandiya’ya gidişinin en fazla bir hafta on gün süreceğini düşünerek kendisini teselli eder ve uzun yolculuk başlar. İlk bir hafta hala döneceğini düşünerek orada vakit geçirir, Paris’te sözü dinlenen kişilere mektup yazar. Mektuplarına gelen cevaplar çok kısadır veya kendisinden hiç bahsetmezler, devlet işlerini kısaca yazarlar. Sonrasında kral Madame de Prie’nin devletin parasını çokça harcadığı ve yönetime karıştığı için onu sürgün ettiğini yazar. Paris’e ne zaman döneceğine dair de iki yıl içinde düşünüp karar vereceğini belirtir. Bu süre Prie için sürgün değil ölüm sebebidir.

Normandiya da kimsesiz kalan Prie, papazın yanına gelip dua etmesini rica eder. Papaz gelir ve bir dahaki sefere de Prie’yi davet eder. Prie papazın yanına gittiğinde utangaç bir yeğenle karşılaşır. Papaz yeğenini de yetiştirmek istediğini ifade eder. Bu genci gören Prie birden ona hükmetmek ister. Papaza gencin tüm eğitim masraflarını karşılayacağını ve onun Paris’e gitmesini sağlayabileceğini söyler.

İkisi de Prie’ye minnettar olur. Prie bir gün bu genci saraya davet eder. Onunla yakınlaşmak ister. Çünkü burada kendisini arzulayan kimse yoktur. Aslında gençten hiç hoşlanmaz; fakat kimse olmadığı için onunla eğlenmek hoşuna gider. Bir iki gelip gitmeden sonra genç, Prie sayesinde şık giyinmeye ve onu beğenmemeye başlar. Hatta son gelişinde onu tartaklayarak hızlı [1]ca sarayı terk eder. Prie bu duruma çok üzülür. Burada kimseye hükmedemiyor, zavallı biri olarak hayat [2]ını sürdürüyor.

Böyle yaşamak Prie’ye ağır gelir. O bir prenses olduğu için şanına yakışır bir şekilde ölmeye ve ölümüyle adından söz [3] ettirmeye karar verir. Paris’e haber yollar. Şatoda görkemli partiler verir. Partilerin son günü kendi yaşamını anlatan bir tiyatroda oynar. Tiyatronun sonunda da hançerle yaşamına son verir. Yani aslında öleceğini tiyatroda da anlatır. İnsanların prensesin kehanetinin doğru olduğuna inanmalarını ister.

7 Ekim günü ölmeye karar verir. 7 Ekim günü papazın yeğenini şatoya çağırtır. Papazın yeğeni Prie’yi dövdükten sonra şatonun dışında çokça gezip partileri izler ve katılmak için can atar; fakat özür dilemek istemez. Şimdi Prie çağırınca yine bir havalara girer. Yeğeninden sabaha kadar onunla kalmasını ister. Sabah olunca bir sandık verir ve kutunun içine manastıra vermesi için dua isteğini yazar. Yazarken birden papazın yeğeninin bir gün daha kendisiyle kalmasını ister. Belki o kalırsa ölmekten vazgeçip tüm servetini de ona verir. Ama genç adam bu teklifi reddeder. Prie ona bunu götürmesi için bir tane değerli taş vererek geri kalanı çaktırmadan gence verir.

Genç gidince Prie, en güzel kıyafetlerini giyer, saçlarını tarar, kokular sürer. Zehir dolu ilaçtan biraz içerek ölümünü bekler. Gülerek ölmek ister; fakat odaya gelenler Prie’nin can çekişirken perdeleri sıkıca tutup kopardığını, ağzının açıldığını ve yüzünün korkunç bir hal [4] aldığını görürler.

Ölüm haberi saraya ulaştığında sarayda bir hokkabaz vardır. Hokkabaz ölüm haberini duyar; ama gösterisine devam eder. Zaten seyirciler de kısacık fısıldaşmanın sonunda umursamazlar. Aslında Prie’nin kendisi de başkasının ölüm haberini duysa aynı şekilde umursamazdı. Prie ölümüyle yankı uyandırmak istediyse de başarılı olmamıştır. İktidar aşkı Prie’nin hem ölümüne hem de çöküşüne sebep olmuştur.

neslihan imza
Neslihan KUTLU



Arka Kapak Bilgisi

Bu son derece çarpıcı çöküş öyküsü, XV. Louis döneminde Fransız sarayında epey etkili olmuş aristokrat bir kadının gerçek yaşamına dayanır. Madame de Prie günün birinde gözden düşer ve kral tarafından Normandiya’ya sürülür. İktidar sahibi ve ilgi odağı olduğu hareketli ve eğlenceli Paris günlerinden sonra, ne kadar süreceği belli olmayan, kendisiyle baş başa kalacağı bir sürgün dönemi beklemektedir onu. Ancak iktidar savaşları, entrika ve eğlenceden ibaret boş saray hayatı varoluşuna anlam katan tek şeydir. Hem kendini hem çevresindekileri sürekli kandırma eğilimindeki bu sığ ve kibirli kadın, malikânesinde gösterişli eğlenceler düzenleyerek Paris’teki hayatını yeniden canlandırmaya çalışır. Giderek mantıklı düşünme yetisini bütünüyle yitiren Madame de Prie, yeniden bütün dikkatleri üzerine çekebilmek için inanılmaz bir plan yapar.

Kitap Bilgileri

Adı: Bir Çöküşün Öyküsü
Yazarı: Stefan Zweig
Sayfa Sayısı: 56
Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Basım Yılı: 2015

“Stefan Zweig” – Hakkında Bilgi

Avusturyalı yazardır. Varlıklı bir Yahudi ailesinden gelmenin olanaklarını iyi kullandı; Berlin ve Viyana’da merak duyduğu her dalın öğrenimini izledi. Renkli geziler yapma fırsatlarını da buldu. 1919-1934 arasını da Nazizmin gelişimini, yayılmasını Salzburg’dan izleyerek İngiltere’ye geçti. Savaşın ikinci yılında olabildiğince uzağa kaçabilme güdüsüyle Brezilya’ya kadar uzaklaştıysada Hitler’in uzun süren zaferleri moralini bozduğu için sarılacak umut kalmadığını sandı, ikinci eşiyle birlikte canına kıyarak yaşamına son verdi.

Şiir ve oyun denemelerinden romana geçti: Acımak (Ungeduld des Herzens dilimize ilkin Merhamet adıyla çevrilmişti) 1938. Asıl ustalığını anlatı türünde gösterd: Amok (1922), (Dağınık Duygular) , Satranç [5] Oyuncusu 1942. Sonunda kendine özgü anlatı türünü buldu. Drei Master (Üç Büyük Adam), Dostoyevski, Balzac, Dickens (1920); İnsanlık Tarihinde Yıldızın Parladığı Anlar (Sternstunden der Menschheit) 1927, Vertaine (1905), Verhaeren (1910), Romain Rolland (1920), Fransız İhtilâlinde Bir Politikacının Portresi; Fouche(1929), Marie Stuart (1935), Marie Antionette (1932), Hölderlin, Kleist, Nietsche 1925.

Avrupa kültürüne kökünden yakın olma şansına erişmiş bir yazı ustalığı ve çağdaş psikolojik (Freud) yöntemlerin ışığıyla canlandırdığı her kişinin iç dünyasını aydınlattı; bilinç derinliklerine, kişilik ipliklerine yaklaşmayı başardı. Die Welt der Gestern (Dünün Dünyası) adlı özyaşamsal anlatısı, anılara dönük özlemleri ölümünden sonra yayımlanınca dünyanın bütün dillerine çevrildi.

 


Yazının kaynağı: Kitap özeti, roman özeti | Çokbilgi.Com - https://kitap.cokbilgi.com

Yazının bağlantısı: https://kitap.cokbilgi.com/roman/bir-cokusun-oykusu-stefan-zweig-ozeti/

URLs in this post:

[1] hızlı: https://hizli-okuma.cokbilgi.com/

[2] hayat: https://kitap.cokbilgi.com/roman/hayat-denen-oyun-eric-berne/

[3] söz: https://www.cokbilgi.com/yazi/ozlu-sozler-anlamli-derin-ogretici-ozlu-guzel-sozler/

[4] hal: https://www.cokbilgi.com/yazi/hal-ekleri-nelerdir-ornekler-ismin/

[5] Satranç: https://kitap.cokbilgi.com/roman/stefan-zweig-satranc-ozeti/

Copyright © 2014 Kitap özeti, roman özeti | Çokbilgi.Com. All rights reserved.